Blog TR

Çokdilli Çocukların Müziğe Yatkınlıkları

2016 yılında yapılmış bir araştırma çokdilli ortamda büyüyen bebeklerin tekdilli ortamlarda büyüyen bebeklere göre müzikal seslere daha duyarlı olabileceklerini gösteriyor. Monolingual (tekdilli) bebeklerle karşılaştırıldığında, iki dilli veya çok dilli büyüyen çocuklar, dildeki ses perdesi farklılıklarına daha duyarlı oluyorlarmış. Bu duyarlılığın sadece dil ile sınırlı olup olmadığı merak eden araştırmacılar, tek dilli ve çokdilli bebeklerin müziğe duyarlılıklarını da test etmişler. Sonuçlar, çok dilli ortamlarda büyüyen bebeklerin, tekdilli yaşıtlarına kıyasla iki keman notasını daha iyi ayırt edebildiğini göstermiş. Bu bebeklerin, iki dil arasındaki ses farklılıklarını algılama ve ayırt etme deneyimlerini müziğe de transfer edebildikleri, bu yüzden de kulaklarının müziğe daha yatkın oldukları düşünülüyor. Ben bu çalışmayı çok ilginç ve faydalı buldum. Geçen haftaki post ile bir araya getirdiğimizde çokdillilik ve müziğin birbirini karşılıklı beslediğini görüyoruz. Bu da bana çocuklarla yaptığımız aktivitelerde iki disiplini içiçe kullanmamızın faydalarını bir kez daha hatırlatıyor.

Kaynak: 

Liu, Liquan & Kager, Rene. (2016). Enhanced music sensitivity in 9-month-old bilingual infants. Cognitive Processing. 18. 10.1007/s10339-016-0780-7.   

https://theconversation.com/bilingual-babies-are-better-at-detecting-musical-sounds-research-shows-66492

Blog TR, Genel

Müzik ve Çokdillilik

Geçtiğimiz haftalarda şarkı söylemenin dil gelişimi üzerindeki etkilerinden bahsetmiştim. Müziğin hem birinci hem de ikinci (ve üçüncü, dördüncü vs) dil öğrenimleri üzerindeki pozitif etkilerinden söz etmek mümkün. Peki ikidilli (ya da çokdilli) çocuklar için durum nedir? İkidilliliğin de çeşitleri, farklı öğrenme şekilleri var. Örneğin çocuklar doğumdan itibaren aynı anda iki dili birden öğreniyorlarsa buna simultanous bilingualism, yani eşzamanlı ikidillilik diyoruz. Bu çocukların bir nevi iki tane “birinci” dilleri oluyor. Bir dile önce başlayıp, diğerine sonradan başlıyorlarsa buna sequential bilingualism, yani ardışık ikidillilik diyoruz. Bu çocukların da hem “birinci” hem de “ikinci” dilleri oluyor. Müziğin de hem birinci hem de ikinci dil üzerindeki etkilerini bildiğimize göre, her iki gruptaki çocukların dil gelişimleri için de müzikten faydalanabileceğimizi düşünebiliriz. Peki araştırmalar ne diyor? Bu alanda çalışmalar taze, her geçen gün yeni bilgiler gelmeye devam ediyor. Benim ilgimi çekenlerden bir tanesi 2015’te yayımlanmış bir makale. Bu araştırma uzun süreli müzik eğitiminin insanlarda task-switching (görevler arası gidip gelme) ve dual task (aynı anda iki iş yapma) performanslarının gelişimine katkıda olduğunu ortaya koymuş. Tahmin edersiniz ki bunların her ikisi de birden fazla dil konuşan insanların hem ihtiyacı olan hem de sık kullandıkları beceriler. Çalışma bu anlamda müzisyenlerin, müzisyen olmayanlara göre daha avantajlı olduğunu söylüyor. Bu da demek oluyor ki, iki dille büyüyen çocuklar için de elimizden geldiğince ve imkanlarımız dahilinde çocukların hayatına müzik sokmaya devam 🙂 Evde enstrüman yoksa bile çocuklarla yapılabilecek müzik aktivitelerinden geçtiğimiz haftalarda bahsetmiştim. Sorusu olanları yorumlara beklerim. 

Kaynak: 
Moradzadeh, L., Blumenthal, G., & Wiseheart, M. (2015). Musical training, bilingualism, and executive function: A closer look at task switching and dual‐task performance. Cognitive Science, 39(5), 992-1020.

Blog TR

Çocuklar İçin Enstrüman Seçimi

Herkese merhaba! Enstrümanlar konusuna geçen hafta kaldığımız yerden devam. Bugün enstrümanları tek tek ele alacağım. 

🎈Piyano: Bence müzik teorisini öğretmek için ideal enstrümanlardan birisi. Akort sorunu (belli aralıklarla enstrümanın akortu yaptırıldığı sürece) yok. Dezavantajı: Çok uygun fiyatlı değil ve yer problemi olabiliyor. Çözüm: Bazı e-piyanoların kalitesi çok iyi oluyor, daha uygun fiyatlılar ve daha az yer kaplıyorlar. 

🎈Gitar: Piyanoya göre alması, saklaması, çocuk sevmezse geri vermesi daha kolay. Dezavantajı: Nota sistemini ilk gitar üstünde öğrenmek çocuklar için her zaman çok kolay olmayabiliyor. Bir de başta bazen parmak acıtıyor. Çözüm: Eğlenceli metodlar ve sabır.

🎈Keman: Alması, taşıması, saklaması yine nispeten daha kolay. Dezavantajı: Perdesiz enstrüman olduğu için başta notaları öğrenmesi ve bulması zor olabiliyor. Ayrıca uzun süren yay çekme sürecinde ailenin biraz sabırlı olması gerekiyor. Çözüm: gitar ile aynı.

🎈Ukulele: Küçüklüğü, taşıma kolaylığı, sempatik sesi büyük avantaj. Akorları öğrenmesi ve çalması da çok karışık değil. Dezavantajı, yine gitarda olduğu gibi nota sistemini öğrenmede başta belki biraz kafa karıştırıcı olabiliyor. 

🎈Davul/Bateri: Ritm öğrenmek ve çalmak bazı çocuklar için çok ama çok keyifli. Dezavantajı ise yüksek sesli olması ve her yere kolay kolay sığmaması. Çözüm: Benim uzmanlık alanım olmamakla birlikte meslektaşlarımın e-drums kullandıklarını ve kulaklıkla rahatlıkla çalıştıklarını gözlemliyorum. 

🎈Nefesli Çalgılar: Flüt veya klarnet bazı çocuklar için ideal enstrüman olabiliyor. Biliyorum herkes çok sevmiyor, ama blokflüt bu iki enstrümanı öğrenmeden önce güzel bir altyapı sağlayabilir. Fiyatı uygun, taşıması da kolay. Almanya’nın kimi konservatuvarlarında anadal olarak da okutuluyor. Bu konu ile ilgili @yineyeniyeniden90lar podcast’inin 12. bölümünde uzun uzun konuşmuştum.

Bu saydıklarım dışında birçok farklı seçenek mevcut. Ve tek bir doğru/yanlış yok. Çocukların sesini, tutuşunu, çalmasını en keyifli buldukları enstrümanı tercih etmeleri bu işin daha uzun soluklu olmasını sağlayacaktır. Umarım faydalı olmuştur. 🎈🎈

Blog TR

Hangi Enstrüman?

Çocukları müziğe başlatmak için doğru enstrüman hangisi? Bir müzik eğitimcisi olarak en çok karşılaştığım sorulardan birisi bu. Tek bir doğru yanıtı yok, çünkü her çocuk ayrı bir dünya, her aile ayrı bir evren. Ama kendimce bazı noktaları aydınlatarak biraz fikir vermeye çalışabilirim. 

Öncelikleri çocukların müzik öğrenmeleri ve yapmaları eşittir enstrüman öğrenmeleri demek değil. Küçük yaştan itibaren çocuklarla yapılabilecek farklı müzik aktiviteleri var. Bir çocuğu enstrümana başlatmadan önce bu aktiviteleri yaparak müziği çocuğun hayatının içine aktif bir şekilde sokabiliriz bence.

🎈Şarkı ve tekerlemeler söylemek,
🎈dans etmek, 
🎈aktif müzik dinlemek, 
🎈müzik hakkında konuşmak, 
🎈müzisyenlerin hayat hikayelerini okumak (kitap tavsiyesi aşağıda)
🎈konser seyretmek, 
🎈enstrüman resimlerine bakmak, 
🎈enstrüman çalan eş, dost, arkadaş varsa çocuğa çevreden örnekler göstermek 
gibi. 

Aksi takdirde sadece enstrüman çaldırmaya çalışmak bazen havada kalabiliyor. Bütün bunları yaptıktan sonra çocuğun gördüğü enstrüman örneklerinden bir tanesine kendiliğinden yönelmesi çok olası – ki bence en güzeli de bu. Kendi isteği ve hevesi ile başladığı enstrümanlar ile çocukların ilişkisi gördüğüm kadarıyla uzun soluklu oluyor. Haftaya enstrümanları tek tek mercek altına yatırarak konuya devam edeceğim. Umarım faydalı olmuştur. Bu seri daha çok kişi için kullanışlı olsun istiyorsanız, dilediğiniz gibi arkadaşlarınıza gönderebilir ya da kendi hikayelerinizde paylaşabilirsiniz. Sevgiler, Sezgin 🎈

Kitap tavsiyesi:
Klasik Müzik Masalları (Bach, Mozart, Chopin, Beehoven): http://doganegmont.com.tr/okulcagi/kitap/klasik-muzik-masallari-mozart

Blog TR

Şarkı Söylemek ve Dil Gelişimi

The Guardian’da çıkan makale, küçük çocuklara şarkı söylemek ile onların dil gelişimi arasındaki ilişkiden bahsediyor. The Genius of Natural Childhood kitabının yazarı Sally Goddard Blythe her kültürün kendisine özgü ninnilerinin, şarkılarının ve tekerlemelerinin, dilin melodisini de yansıttıklarını, bu yüzden de müziğin çocuğu dile hazırladığını söylüyor. Makalede benim en çok dikkatimi çeken ve kesinlikle katıldığım bir bilgi ise çocukların canlı müziğe tepkisinin kaydedilmiş müziğe olan tepkisinden farklı olduğu. Yani bilgisayardan, telefondan, cd’den müzik çalmak, çocuğa direkt şarkı söylemenin yerini tutmuyor. “Sesim güzel değil, ben söyleyemem, burada yapılmışı var” gibi düşünmeyip, çocuklara bol bol şarkı söylemeli. Benim deneyimlerime göre genellikle onlar da katılıp bu deneyimin bir parçası oluyorlar. Olmasalar da dinleme ve anlama becerilerine hala katkıda bulunmuş oluyoruz. En sevdiğiniz çocuk şarkıları nelerdi? Belki birbirimizden görüp hatırlarız veya yeni şarkılar öğreniriz 🙂 Haftaya bana sık gelen sorulardan birisi olan “çocuklarda müziğe hangi enstrümanla başlamalı?” konusunu konuşacağız. Ben haftada bir buradan çocuklarda müzik, dil ve çokdillilik üzerine yazılar yazıyorum. Seriyi faydalı buluyorsanız ve devamı gelsin istiyorsanız, bana bir ses verirseniz sevirim. Eşle, dostla, arkadaşlarla da paylaşabiliriz. Sevgiler. 


Kaynaklar: 
🎈Singing to children may help development of language skills: https://www.theguardian.com/lifeandstyle/2011/may/08/singing-children-development-language-skills
🎈Blythe, S. G. (2015). The genius of natural childhood: secrets of thriving children. Hawthorn Press.

Blog TR

Müzik ve Dil Öğrenme Süreçleri

Müzik pedagogu Edwin Gordon diyor ki, dil öğrenme süreci ile müzik öğrenme süreci birbirine çok benzer. Bir düşünelim dili nasıl öğreniyoruz? Hayatımızın ilk yılları hemen konuşmuyor, önce dinliyor, yavaş yavaş sesler çıkarmaya başlıyor, sonra o sesleri sırayla kelimelere ve cümlelere dönüştürüyoruz. Okul çağına geldikçe de yavaş yavaş okuma-yazmayı öğreniyoruz. Aslında müzik eğitimini de benzer bir şemaya oturtabiliriz. Fakat farkındaysanız dilde okuma-yazma tüm bu sürecin son halkası ile iken müzik eğitimi deyince işe nota öğrenmekle/öğretmekle koyulabiliyoruz. Halbuki nasıl ki çocuklara dili içselleştirmeleri için bol bol vakit tanıyoruz, müzikte de aynısını yapabiliriz. Nasıl? 
🎈Hayatlarının ilk yıllarında onlara bol bol müzik dinletelim.
🎈Şarkı söylemelerine ve dans etmelerine olanak sağlayalım.
🎈Evde müzik enstrümanı varsa, kurallara boğmadan, eğlenerek onları denemelerine izin verelim. 
🎈Evdeki günlük eşyaları (tencere, tava, içi pirinçle doldurulmuş kavanozlar vb) müzik enstrümanlarına dönüştürüp, sesler çıkarmalarına ve bunları deneyimlemelerine izin verelim. 
🎈Ve en önemlisi çıkardıkları sesler konusunda onları özgür bırakalım. Ne olursa olsun “müziğe yeteneğin yok”, “sen yapamıyorsun, anlamazsın”, “sesin çok çirkin” gibi olumsuz cümlelerle şevklerini kırmayalım. Sabırla ve zamanla kendi yollarını bulmalarına izin verelim. 

Haftaya çocuklarla küçük yaşta şarkı söylemenin dil eğitimine katkılarından bahsedeceğiz. Seriyi faydalı buluyorsanız ve devamı gelsin istiyorsanız, bana bir ses verirseniz sevinirim. Eşle, dostla, arkadaşlarla da paylaşabiliriz. Sevgiler. 

Kaynaklar: Gordon, E. (2004). The Aural/Visual Experience of Music Literacy. USA: GIA Publications, Inc.